Yazılar

izmir onkoloji doktorları

Akciğer Kanseri Alt Tipleri Nelerdir?

 

Akciğer kanserleri temel anlamda iki grubu ayrılır: küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) ve küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK). KHDAK büyük çoğunluğu oluşturur ve kendi içinde alt tiplere ayrılır. KHAK ise daha farklı seyreden bir kanser tipi olup evreleme ve tedavi prensibi KHDAK’tan farklıdır.

izmir onkoloji Doktorları

Akciğer Kanseri Alt Tipleri Oranları

A) KHDAK (küçük hücreli dışı akciğer kanseri)

Akciğer kanserlerinin en sık görülen tipi küçük hücreli dışı akciğer kanseri olup tüm akciğer kanseri vakalarının %85’ini oluşturmaktadır. KHDAK vakalarının ise yaklaşık %40’ı adenokarsinom, %30’u skuamöz hücreli karsinom, %15’i büyük hücreli karsinom diğer %15’i ise mikst tip kanserlerden oluşur.

 Akciğer Kanseri Alt Tipleri

Akciğer Kanseri Alt Tipleri

Skuamöz hücreli kanserler: KHDAK tiplerinden sigarayla en fazla ilişkili olan alt tip skuamöz hücreli kanserlerdir. Bu kanserler yoğun sigara öyküsü olan erkeklerde ve genellikle adenokarsinomlara kıyasla daha geç yaşta görülürler. Tümör genellikle akciğerin bronşa yakın santral kısımlarında yerleşir, bronşa açılabilir ve kanamaya (hemoptizi) eğilimlidir. Ayrıca özellikle ileri evre skuamöz hücreli akciğer kanserlerinde paraneoplastik (kansere bağlı) hiperkalsemi (kalsiyum yüksekliği) saptanabilmektedir.

Adenokarsinomlar:  Bu KHDAK alt tipi son yıllarda skuamöz hücreli kanserlerden daha sık görülmektedir. Sigara içenlerde yine daha sık görülmekle birlikte özellikle kadın hastalar ve genç yaşlarda görülen adenokarsinom vakalarında sigara öyküsü az ya da hiç yoktur. Adenokanserler ayrıca daha önce geçirilmiş ağır zatürree ya da tüberküloz sekelinden gelişebilmektedir. Skuamöz hücreli tipin tersine çoğunlukla akciğerin periferik (dış) kısımlarında daha çok yerleşiktir.

KHDAK vakalarında kemoterapi dışında hedefe yönelik tedaviler (akıllı ilaçlar) de son yıllarda tedavi seçenekleri arasında yerini almıştır. Akıllı ilaçların uygulanabilmesi için kanser hücrelerinde spesifik sürücü (driver) genetik değişikliklerin olduğunun gösterilmesi gerekir. Bu genetik değişiklikler sıklıkla akciğer adenokarsinomunun özellikle bronkoalveolar pattern (lepidik pattern) şeklinde yayılım olan histolojik tipinde görülmektedir. Klinik özellikle doğu-orta Asya kökenli, kadın, sigara öyküsü olmayan akciğer adenokanser tipinde tümör hücrelerinde hedeflenebilir sürücü (driver) mutasyonların ve gen translokasyonlarının görülme sıklığı, sigara öyküsü olan adenokanser vakalarına kıyasla daha yüksektir. Büyük hücreli ve diğer tip KHDAK vakalarında da nadiren bu genetik değişiklikler saptanabilir, ancak skuamöz hücreli kanserlerde genellikle görülmez. Bu nedenle skuamöz dışı KHDAK tiplerinde mutlaka tümör dokusu patoloji ve genetik uzmanları tarafından  ‘driver’ mutasyonlar ve diğer genetik değişiklikler açısından incelenmelidir.

Büyük hücreli akciğer kanserleri: Skuamöz hücreli kanserler ve adenokanserlere kıyasla daha az oranda görülür. Sigara ve diğer risk faktörleri olan bireylerde daha sık görülür. Çoğunlukla adenokanserler gibi periferik yerleşimlidir, erken dönemde metastaz yapma kabiliyeti vardır ve daha agresif seyreder. Nadiren sürücü mutasyon pozitifliği görülebilir, bu nedenle metastatik hastalarda tümör dokusu genetik olarak incelenmelidir.

Diğer tipler: Adenoskuamöz kanserler gibi mikst tipler, ya da sınıflandırılamayan tip akciğer kanserleri bu gruba girer. Sınıflandırılamayan tip akciğer kanseri tanısı daha çok alınan biyopsi dokusunun yetersizliği ile ilişkilidir, mutlaka tekrar doku biyopsisi ile alt tip analizi ve gerekirse genetik mutasyonlar açısından da inceleme yapılmalıdır.

B) KHAK (Küçük hücreli akciğer kanseri)

KHAK, tüm akciğer kanserlerinin yaklaşık %10-15’ini oluşturan ve genellikle erken dönemde metastaz yapma özelliği olan kanserlerdir. Metastazlar çoğunlukla kemik, böbrek üstü bezleri, beyin metastazı ve karaciğer metastazı gibi uzak organlara olur. Küçük hücreli akciğer kanserinin evrelemesi KHDAK ‘den farklıdır, toraksa sınırlı hastalık ya da yaygın hastalık olarak iki evrede özetlenir.

 

Anahtar Kelime Buludu:

Akciger Kanseri Tedavisi

Akciğer Kanseri Tanısı için Hangi Tetkikler Yapılmalıdır?

Belirtileri gösteren bireylere genellikle önce bir akciğer grafisi çekilir, ancak akciğer grafisi sadece bir ön tetkikdir. Tanıyı ayırdetmek için mutlaka toraks (akciğer) bilgisiyarlı tomografi (BT) tetkiki istenir.

akciger tedavisi icin hangi tetkikler yapılmalıdır

Şekil: (sol) Tek yön akciğer grafisinde sağ akciğerde santralde kitle; (sağ) Tomografide kitlenin ayrıntılı görüntüsü

Tomografiyle akciğer kanseri görüntüsü saptansa bile kesin tanı için mutlaka kitleden biyopsi alınmalı ve patolojik inceleme yapılmalıdır. Tomografi sonrası şüpheli kitle durumunda göğüs hastalıkları uzmanları tarafından genellikle öncelikle bronkoskopi (bronşlara endoskopik yöntemle bakı) yapılır; ancak bronkoskopi yoluyla sadece intrabronşiyal (bronş içinde) ya da peribronşial (bronş çevresinde) yerleşimli kanserlerde direkt ulaşılabilir ve biyopsi alınabilir. Bronkoskopi sırasında endobronşial ultrasonografi (EBUS) kullanılarak bronş çevresinde şüpheli lenf nodları varsa ince iğne biyopsisi alınabilir.  Bronşa yakın olmayan ve akciğerin periferik (dış) kısımlarında olan ya da plevral (akciğer zarı) tutulumu olan tümörlerde BT altında tru-cut iğneyle şüpheli kitleden biyopsi alınır. Ancak tru-cut biyopsi için de bazen tümörün yerleşim yeri uygun olmayabilir. Bu durumlarda göğüs cerrahisi uzmanları tarafından cerrahi yöntemlere biyopsi yapılması gerekebilir.

akciğer kanderi tedavisi

Şekil: Bronkoskopi işlemi

 

Şekil:(sol) Transtorasik BT altında doku biyopsisi; sağ: Videotorakoskopi yöntemiyle cerrahi biyopsi

Biyopsiden sonra alınan doku patoloji uzmanları tarafından laboratuarda incelenerek tümörün alt tipi (çeşidi) ve derecesi saptanır. Bu arada patoloji sonucu çıkana kadar klinik evreleme açısından da mutlaka ek görüntüleme yöntemleri istenir. PET-CT (Positron emisyon tomografisi) akciğer kanserinin evrelemesinde çok önemlidir, uzak organ metastazı ve mediastinal lenf nodlarının tutulumunu netleştirme açısından önemlidir. PET-CT, beyin metastazını göstermede başarılı olmadığından beyni taramak için mutlaka kontrastlı beyin MR (manyetik rezonans) tetkiki gereklidir.

Patoloji sonucu ve evreleme tetkikleri sonrası hastanın tedavisi multidisipliner tümör konseylerinde tartışılarak planlanır.

Anahtar Kelime Buludu: